Anneden Çocuğa Mektup

2007-03-26 09:31:00

 

Sevgili yavrum,

 

18. yaş gününde tüm iyi dileklerim seninle olsun, benim gonca gülüm. Hayatının baharına ilk adımını attığın anda seni bütün coşkumla kutlayamamak beni çok üzüyor. Hâlâ nedenini anlayamasam da bana küs olman, o kadar ızdırap veriyor ki...

 

Yastığının altında bana yazmış olduğun mektupları bulunca ne kadar yıkıldığımı anlatamam. Yazdıklarını yüzüme söylecek cesaretin olmadığı gibi, benim de sana yazdıklarımı söyleyecek cesaretim yok.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Aslında bugün sana vermek istediğim çok özel bir hediye var. Doğduğun günden ilkokula başlayana kadar yazdığım günlüğümü hediye edecektim. Seni kucağıma ilk aldığım an hissettiklerimi, aynı anda hem acıyı hem sevinci yaşamanın verdiği sarhoşluğu, ağzını açıp da göğsüme yapıştığın anda aramızda kurulan bağları, hepsini verecektim, bu günlükte.

 

Seninle geçen on sekiz yılımı sorguluyorum. Belki şu güne kadar yüzleşmek istediğim gerçekleri arıyorum. Neden böyle olduk? Sen doğuncaya kadar çalışan bir annenin çocuğu ve evi ile ilgili alması gereken sorumlulukların hiçbirinden haberim yoktu. Daha doğrusu evliliğimin gerdiği zorlu yollardan dolayı düşünmeye fırsat bulamadım.

 

Kırk günlükken seni bıraktığım bakıcıya “Biberon tezgâhın altında” diyemeden öğrencilerimin yanına gitmek zorunda kaldım. Senin deyişinle, kırk yavruya yüreğimi açarken kırk birinciye yer bulamadım. Seni uzaktan sessizce, gözlerimle sevdim. Maneviyatını dolduramadan, çaresizce... Fırsat buldukça hayatı öğretmeye çalıştım. Karşılaşacağın zorlukları, belli başlı nasihatları, yapmaman gerekenleri söyledim. Başarını artırmak için sana ödüller verdim. Seni hırslandırmak için başkalarıyla kıyasladım. Anne lütfen bana bu kadar yüklenme, diyen çığlıklarını duymayarak.

 

Bir itiraf ya da bir sır değil bunlar. Sadece yüreğimin köşesinde gizlediğim gerçekler. Bana göre, sen dünyanın en güzel çocuğuydun, bu güzelliği yalnız ben görebiliyordum.

 

Yaşadığın acılardan, geçirdiğin hastalıklardan sonra, dimdik ayakta duruşun seni daha bir ulaşılmaz kıldı benim için. Sanki dokununca kırılacak sırça bir köşktün.

 

Oysa sen, beni çatık kaşları ile eve gelmiş, gelir gelmez sobanın küllerini temizleyip yakmaya çalışan bir anne olarak gördün. Eve her gelişim seni yeni bir gülücükle, eğlence arayan hınzır bir çocuk olarak bulurdum. Evin gizli köşelerine saklanırdın. Seni aramamı, merakta olduğumu görerek ”annem için özelim” düşüncesine kapılmayı isterdin.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Ben ise senin bu oyunundan habersiz, yemek derdi ile uğraşırken seni betonun üzerinde uyumuş bulurdum. ½imdi sana on sekiz sene içimde sakladıklarımı haykırmak istiyorum. Seni dünyadaki her şeyden çok sevdiğimi, senin dünyanın en tatlı çocuğu olduğunu, başarılarından dolayı seni tebrik ettiğimi, senin psikolojini yeteri kadar anlayamadığım için özür dilediğimi, hepsini ve dahasını haykırmak istiyorum.

 

Yaşadığım çevrede, ailemde asla böyle sorunlarla karşılaşmadım. Senin mektuplarını okuyana kadar annelik benim için çok daha farklıydı. Bana yazdığın sitem mektupları tüm anlamıyla hayatımı değiştirdi. On sekiz yıl her şey için geç değil, beni affet kınalı kuzum.

 

 

 

Fatma ÇETİN
Sancaktar Mah. Oğuz Apt.No:972/MALATYA

 

 

***bu yazı bilim ve aklın aydınlığında eğitim dergisinden alınmıştır.***

2360
0
0
Yorum Yaz