Çocuğunuz çekingense!

2006-10-29 17:32:00

 

Çekingen çocuk, sosyal ortama adaptasyonunu sağlayamayan, grup içinde ürkek davranışlar sergileyip kendini ifadede zorlanan, diğer çocuklar tarafından kolayca ezilip yönetilen, kolay arkadaş edinemeyen çocuktur. Böyle bir çocuğa sahip olan ailelerin bilmeleri ve uygulamaları gereken yöntemler vardır. Bu yazımızda çekingenliği her açıdan irdelemekle birlikte mümkün olduğunca öz bilgiler vermeye çalışacağım.

Science dergisindeki bir habere göre, Harward Üniversitesindeki bilim adamlarının seneler süren araştırmaları sonucunda çekingen çocuklarda, beyindeki amygdala bölgesindeki aktif olduğu çocukluktan gelen bu aktivitenin erişkin yaşama dek süregeldiği ispatlanmıştır. Başka bir araştırmada bilim adamlarına göre, çekingen kişiler sürekli olarak yüksek miktarlarda noradrenalin  denilen stres hormonları salgılıyorlar; bu hormonun süreklilik arz etmesi hâlindeyse bağışıklık sistemi zayıflıyor. Bir başka deyişle bulaşıcı hastalıklara daha kolay yakalanıyorlar ve iyileşmeleri uzun zaman alabiliyor.

Çekingen çocukların benlik imajları zedelenmiştir. Kendilerini beceriksiz olarak algılayabilirler ve eleştiriden çok korkarlar. Bazıları kendini ifade edememekten ötürü saldırganlaşabilir. Farklı ortamlarda ve kalabalıkta bulunmak onlar için işkencedir, kozalarından çıkmak istemezler. İleriki yaşlarda sosyal fobi, depresif bozukluklar, kişilik bozuklukları (borderline, paranoid, izoid, şizotipal kişilik bozuklukları) gibi rahatsızlıkların adayıdırlar.

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 


Öncelikle anne-baba, çocuğun kişiliğinin gelişimindeki ilk ve en önemli özdeşim modeli olduğundan tutumları son derece ehemmiyet taşır. Anne-baba, çocuğunun,  problemlerini sorun olmadan kendi kendine çözmesini istiyorlarsa aşırı kollayıcı davranışlar yerine çocuğa yaşına uygun sorumluluklar vermelidirler. Çocuğun yapabileceği işleri acıyıp kendisi yapan ebeveyn en büyük kötülüğü başta yapıyor demektir. Onun yerine yemek yedirmek, giydirmek, arkadaşlarıyla her kavgalarında karışmak bunlardan bazılarıdır. Böyle yapmak yerine çocuğa, “Sen yapabilirsin” mesajı vermek sorumluluk duygusunu, kendine ve başkalarına karşı olumlu düşüncelerini geliştirir.

Aşırı koruyucu kollayıcı tutumların dışında anne-baba baskısı, aile içi olumsuz tavırlar, kavgalar, bebeklikteki sevgi ve şefkat eksikliği gibi pek çok faktör çocuğun dış dünyaya ait imajını zedeleyebilir ve çekingenliğine sebep olabilir.

İster genetik, ister çevresel kaynaklı olsun, çekingenlik konusunda çocuklarımız için yapılabilecek pek çok şey vardır.

Çocuğun ruhsal gelişiminde sevgi, ilgi ve disiplinin rolü büyüktür. Ancak bu sacayağındaki üçlemenin, dozunda çocuğa verilmesi gerekir. Disiplin sınırlar koymaktır. Çocuğun kişiliğini ezmek, onunla güç savaşına girmek değildir. Disiplin kendini kontrol edebilme, doğru ile yanlışı ayırma, sınırlarını tanımayı öğretir. Çok katı davranılırsa çocuk ya içe döner ya da saldırganlaşır. Çok yavaş davranılırsa da ana kuzusu olur, dış dünyaya açılamaz. Demokratik annebaba, çocuğu ile her şeyi tartışabilen, ikna ederek çocuğa anlatarak fikrini değiştirebilen, eleştiriye açık yönlendirebilen, evdeki kararlarda çocuğunun da düşüncelerini alan annebabadır. Bu ailelerde yetişen çocuklar, kendine güvenen farklı fikirler üretebilen, eleştiriye açık, girişken, atak, doğru ile yanlışı ayırt eden bireyler olacaktır.

 

Sürekli çocuğunu pohpohlayan, her konuda hak veren aile modellerinde çocuklar bencil, sorumsuz, saldırgan zararlı madde bağımlısı olmaya adaydırlar. Tersi bir şekilde aşırı baskıcı ailede de saldırgan yalancı, hırsız, kavgacı olmaya adaydır çocuklar. İlgi gösterilmeli, ilgi göstereceğimiz süre az bile olsa niteliği zengin olmalıdır. Çocuğumuza olan sevgimiz bizi onun yanlışlarını görmeyecek kadar kör yapmamalıdır. Çocuktan yaptığı işlerde kusursuzluk beklenmemelidir. Örneğin; bardağı annesine getirirken içindekini döken bir çocuğu azarlamak, giysisini giyerken yanlış giyen çocuğuyla alay eden bir çok annebaba vardır ve bu davranışlar aslında yıkıcı sonuçlar verirler.

 

Çocuğa yaptığının sorumluluğu verildiğinde, örneğin; bardaktakini döktüğünde yeri silmeye yardım etmesi, giysisini tatlı bir uyarıyla yeniden giymeyi denemesi gibi yeni girişimlerden çekinmeyecektir. Fiziksel kusurları ile alay etmekten kaçınılmalıdır, bunun yerine dikkati çocuğun diğer özelliklerine çekilmelidir. Çekingen çocuklara evde yapabileceği basit işler verilmeli ve yaptığında ödüllendirilmelidir. Aynı yöntem okulda öğretmeni tarafından da uygulanmalıdır. Eğer bir çocuk kendisine güvenmediği için ortamda çekingen kalıyorsa bu çocukla özel ilgilenilmelidir. Öncelikle çekingenliğinin ana sebebi bulunmalı bunu ortadan kaldırmakla uğraşmalıdır.

 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

Çocuğa yalnız olmadığı herkesin benzer sıkıntıyı çekebildiği uygun dille ve örnekle anlatılmalıdır. Ulaşılabilecek hedefler belirlenmelidir. Çocuğun birden açılması beklenmez, onun yaşıtlarıyla ilişki kurabilmesi, bir gruba dahil olabilmesi yeterlidir. Utangaç tavırlarını yalnızken ona fark ettirin: “Utanınca parmağını emiyorsun hiç dikkat ettin mi?” gibi. Ama bunu tatlılıkla yapın. Davranışlarında değişiklik sağlamaya çalışın. Örneğin, gözlerini konuşurken kaçırıyorsa karşısındakinin gözüne bakmasını isteyin, bunu evde prova edin. Onunla, bir yetişkinle nasıl konuşuyorsanız öyle konuşun. Ona kendini bebek gibi değil, birey gibi hissettirin. Hemen kalabalığa sokmak yerine önce bir arkadaşla başlayın, ona alışınca bir ikincisini ekleyin; bu konularda aceleci olmayın. Çekingen çocuklardan hünerlerini herkesin önünde sergilemesine zorlamayın, hata yaparsa daha fazla içine kapanır. Oyuncak seçerken bireysel oyuncaklar yerine grupla oynanan oyuncaklardan alın. Ayrıca paylaşmasını istemediğiniz pahalı oyuncaklar yerine daha uygun oyuncaklar alın.

 

Onu sevdiğinizi ve diğer insanların da sevdiğini söyleyerek benlik imajını güçlendirin. Eğer arkadaşlar edinir ve diğer çocuklarla oynarsa bundan çok mutluluk duyacağınızı belirtin. Asla zorlamayın. Bu, durumu daha da kötüleştirir, ama sabırlı ve kararlı olun. Hedeflerinizi belirleyin, sistematik bir biçimde sonuca ulaşın. Evde aile toplantıları düzenleyin ve ortaya atılan sorunlarda çocuğunuzun da fikrini sorup saygı gösterin. Uygun olanları uygulayarak ona değer verdiğinizi hissettirin. Etkinliklerin arasında sohbet ederken herhangi bir problem ortaya atın ve mümkün olduğunca çok çözüm ortaya koyma oyunu oynayın. Bunları yaparken kapasitenin üstünde beklentileriniz olmasın. Bizler anne-baba olarak elde olanın üstüne inşa edebiliriz. Eğer genetik temelde çekingenlik varsa zorlamak daha büyük problemlere yol açar. En güzeli elimizden gelenleri sabır ve sevgiyle uygulamak, çocuğumuzu ona özel olan kişilik özellikleriyle, o olduğu için sevmemizdir.

 

 

BETÜL ARTIŞ-PSİKOLOG

 

 

 

***bu yazı bizimaile dergisinden alınmıştır.***

120
0
0
Yorum Yaz