Çocuklarda Büyüme Geriliği

2007-05-16 14:45:00

 

Bebeğin doğumu ile ailede mutlu bir telaş başlar. Bebeğin cinsiyeti sorulduktan sonra ilk sorulan genellikle ağırlığı ve boyu; kısaca gelişimsel özellikleridir. Bu telaş bebek büyürken de hep devam eder anneler için. ;Acaba yeterli büyüyor mu?;Gelişimi normal mi? soruları hep sorulur doktorlara. Anne-babalar çocukları hep gürbüz olsun ister. Çünkü iyi büyümenin aynı zamanda sağlıklı olmak anlamına geldiğini bilirler. Ancak genellikle başka çocuklarla karşılaştırmak dışında fazla bir ölçüt yoktur ellerinde. Elinizdeki kitapçık anne-babaları büyüme ile ilgili bazı temel kavramlar konusunda aydınlatmak amacıyla kaleme alındı. Kliniğimize büyüme ile ilgili problemlerle başvuran hasta ve ailelerinden edindiğimiz izlenim ve deneyim ebeveynlerin normal büyüme ve gelişme süreci ve özellikle ergenlik dönemi fizyolojisi ile ilgili bilgi eksiklikleri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu eksiklik bazen gereksiz endişeler ve gereksiz yere doktora başvurulması, bazen ise doktora başvurmada gecikme ile sonuçlanmaktadır. Ayrıca, bilimsel olmayan kaynaklardan yetersiz ve yanlış bilgilenmelerin sonucu olarak zaman zaman büyüme konusunda ebeveyn beklentilerinin gerçekçi olmadığını görüyoruz. Bu kitapçıkta yalnızca büyüme süreci ile ilgili genel bilgiler ve büyüme geriliği olan çocuğa yaklaşım ile ilgili güncel bilimsel verilerin kısa bir özeti sizlere aktarılmıştır. Her konuda olduğu gibi, büyüme konusunda da en sağlıklı değerlendirmenin çocuğu takip eden doktoru tarafından yapılacağı hatırlanmalıdır.

 

Image Hosted by ImageShack.us


Bebek ve çocukları erişkin insandan ayıran fizyolojik özelliklerden en önemlisi çocuk bedeninin sürekli büyüme ve gelişme gösteren dinamik bir yapısı olmasıdır. Anne ve babanın üreme hücrelerinin birleşmesi ve ana rahmine yerleşmesi ile başlayan bu süreç, doğum öncesi ve doğum sonrası aşamalardan geçerek ergenlik döneminin tamamlanması ile sonlanır ve erişkin fiziksel büyüklük ve yapı kazanılmış olur.

 

Büyüme kavramı tek başına çocuğun fiziksel boyutlarındaki (boy ve ağırlık gibi) artışı ifade ederken, gelişme kavramı bunların yanısıra çocuğun diğer sistemlerinin (örneğin zihinsel, motor ve hareket, sosyal alanlardaki) olgunlaşmasını da ifade eder. Normal büyüme ve gelişme süreci genetik, hormonal, çevresel (beslenme) ve psikososyal etmenlerden etkilenir. Bunların yanısıra normal büyümenin sürdürülebilmesi için vücuttaki tüm organ sistemlerinin de (kalp, akciğerler, böbrek vb) sağlıklı bir biçimde çalışması gerekir.

Büyümenin en önemli göstergesi boy uzaması ve ağırlık artışıdır. Çocuklarda boy uzaması, kemiklerin uç kısımlarındaki büyüme plakları denilen kıkırdak dokunun gelişmesi ile sağlanmaktadır. Ergenlik döneminin sonunda büyüme plaklarının kapanmasıyla büyüme de durur ve erişkin boyuna ulaşılmış olur. Büyümeyi etkileyen üç temel faktörden ilki genetik faktörlerdir.

Her çocuğun boyunu anne ve babasından geçen iki grup gen birbirinden bağımsız olarak etkilemektedir. Genler büyümenin ana kalıbını (çocuğun ırksal ve ailevi boy potansiyelini, ergenlik başlama yaşını vb) belirler. Büyümeyi sağlayan ikinci faktör ise beslenmedir. Beslenme özellikle ilk iki yaşta olmak üzere tüm yaşlarda büyümeyi etkiler. Büyümeyi sağlayan üçüncü faktör ise hormonlardır. Başta hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu olmak üzere tiroid hormonları ve cinsiyet hormonları büyümeyi düzenlemektedir. Bu hormonların eksikliklerinde büyüme geriliği en önemli bulgulardandır. Bu özellikleriyle büyüme, çocukların genel sağlık durumlarını yansıtan çok iyi bir göstergedir. Sağlıklı çocuk, normal büyüyen çocuktur. Bu nedenle büyümenin değerlendirilmesi, çocuğu takip eden doktorların olduğu kadar anne ve babaların da yakından izlemesi gereken bir konudur.

Bu kitapçıkta çocukların normal büyümesi ve bu süreçte görülebilecek büyüme problemlerine yaklaşım konusu genel hatları ile ele alınacaktır.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

Büyümenin evreleri

Büyüme anne karnında (intrauterin yaşamda) başlayıp ergenlik çağının sonunda erişkin boya ulaşılması ile tamamlanan bir süreçtir. Büyüme sürecinde bebek ve çocukların büyüme hızları sabit olmayıp dönemlere göre farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle büyümeyi değerlendirirken aşağıda belirtilen bu evrelerin gözönüne alınması gereklidir.

1. Doğum öncesi (intrauterin-anne karnındaki) büyüme dönemi

2. Doğum sonrası büyüme dönemi

a- Süt çocukluğu ve erken çocukluk dönemi

b- Geç çocukluk dönemi

c- Ergenlik dönemi



Doğum öncesi (İntrauterin) büyüme

Anne karnındaki dönemde çocuğun büyümesi üzerine etki eden faktörler çocuğun doğum boyunu ve ağırlığını etkilediği gibi bazen doğumdan sonraki büyümesini de etkiler.Zamanında (38-40 haftalık bir gebeliği takiben) doğan sağlıklı bir yenidoğan bebeğin ağırlığı ortalama 3200 gram, boyu ise 50 cm civarındadır. Zamanında doğan bir bebeğin doğum ağırlığı 2500 gramın altında ise bu bebekler düşük doğum ağırlıklı veya (intrauterin büyüme geriliği olan) bebek olarak değerlendirilir. Zamanından önce doğan (prematüre) bebeklerde ise intrauterin büyümenin normal olup olmadığı bebeğin normal zamanından ne kadar erken doğduğuna bağlı olarak değişir. Bebeğin doğum haftasına göre örneğin 35 haftalık olarak doğmuş bir bebeğin doğum ağırlığı 2200 gram (yani 2500 gramın altında) olsa bile doğum haftasına göre normaldir ve intrauterin bir büyüme geriliğinden söz edilemez. Bir başka deyişle bu çocuğun vücut ağırlığı erken doğmuş olması nedeniyle düşüktür ama anne karnında geçirdiği sürede alması gerektiği kadar kilo almıştır.

İntrauterin yaşamdaki büyüme üzerine etkili olan faktörler iki grupta toplanabilir. Bunlar;

1. Bebeğe ait faktörler

2. Anneye ait faktörler dir

Bebeğe ait faktörler arasında kromozomal bozukluklar, bebeğin anne karnında iken yakalandığı doğumsal enfeksiyonlar (Toxoplazma, Kızamıkçık, ve benzeri viral hastalıklar) sayılabilir. Örneğin X kromozomlarından birisinin eksik olması durumunda (Turner sendromu) diğer bütün faktörler normal olduğu halde intrauterin büyüme yetersizdir ve bu çocukların doğum ağırlığı 2800 gram civarında yani ortalamanın altındadır.

Bebeğin anne karnındaki beslenmesi plasenta (eş) denen organ aracılığı ile olduğundan intrauterin dönemdeki büyüme için sağlıklı ve iyi fonksiyon gören bir plasenta şarttır. Plasentanın yapısındaki yetersizlikler bebeğin düşük doğum ağırlıklı olmasına neden olurlar.

Anneye ait nedenler arasında ise annenin hipertansiyon ve benzeri kronik hastalıkları, kötü beslenme ve sigara alışkanlığı önemlidir.Bu durumların varlığında bebeğin doğum ağırlığı düşüktür. Öte yandan annede diyabet (şeker) hastalığı var ise bebek iri doğar. Bu nedenle iri bebek doğuran annelerde gizli diyabet yönünden tetkik yapılması gereklidir.

Anneye ve plasentaya ait nedenlerle oluşan doğum öncesi büyüme geriliklerinde, doğumdan sonraki koşullar elverişli ise (normal beslenme ve sağlık koşullarında) bu bebeklerin çoğu iyi bir büyüme göstererek yaşıtları ile aradaki farkı iki yaşına kadar kapatırlar. Buna büyümeyi yakalama denir. Bu durum prematüre bebekler için de geçerlidir. Ancak, bebeğe ait nedenlerle oluşan doğum öncesi intrauterin büyüme geriliklerinde ise bu fark kapanmaz ve bu çocukların boy ve gelişimleri yaşıtlarına göre hep geridir.

Genel olarak doğum öncesi büyüme geriliği ile dünyaya gelen bebeklerin % 15 i çocukluk ve erişkin yaşamda da kısa boylu olarak kalırlar. Doğum öncesi dönemde büyümeye etki eden faktörlerin bir kısmını kontrol etmek elimizde değildir. Ancak hamilelik süresince annenin iyi ve dengeli beslenmesi, sigara ve benzeri alışkanlıklardan uzak durması, varsa sistemik hastalıklarının tedavisi, fiziksel ve psikososyal streslerden mümkün olduğunca uzak olması, doğum aralıklarının yakın olmaması sağlanmalıdır.

 

Image Hosted by ImageShack.us



Doğumdan sonraki büyüme süreci ise üç ana evrede incelenebilir ve bu üç evrede büyüme hızları birbirinden farklıdır.

1. Süt çocukluğu ve erken çocukluk dönemi

2. Geç çocukluk dönemi

3. Ergenlik dönemi

İlk dönem süt çocukluğu dönemidir. Bu dönem doğumdan sonraki büyümenin en hızlı olduğu dönemdir. Doğumda ortalama 3.2 kg olan vücut ağırlığı , çocuk 12 aylık olduğunda üç katına yani yaklaşık 9-11 kg'a ulaşır. Yine doğumda ortalama 50 cm olan boy 12 aylık bir bebekte yaklaşık 75cm'e ulaşır. Yani bu dönemde yıllık uzama hızı 25 cmdir. Yaşamın ikinci yılında bu hız yarıya iner (yaklaşık 12 cm/yıl) Daha sonra azalmaya devam ederek 4 yaşından itibaren yılda 5-6 cm'e iner. İkinci dönem olan geç çocukluk döneminde (4 yaşından sonra ergenliğin başlamasına kadar geçen süre) büyüme hızı nispeten sabittir ve yılda 5-6 cm olarak gerçekleşir. Bu dönemdeki bir çocuk yılda 4 cm den az uzuyor ise mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Üçüncü dönem ise ergenlik dönemidir. Ergenlik dönemi çocukluktan erişkinliğe geçilen bir süreçtir. Bu süreç içerisinde çocuklarda önemli bedensel ve ruhsal değişiklikler meydana gelir. Ergenlik kızlarda ortalama 3 yıl erkeklerde 4-5 yıl devam eden bir süreçtir. Genel olarak ergenliğin ilk belirtisi kız çocuklarında göğüslerde büyüme, erkek çocuklarda ise testislerde büyümenin başlamasıdır.

Daha sonra tüylenme ve diğer bulgular ortaya çıkar ve nihayet kızlarda adet görme, erkeklerde ise sperm üretimi başlar ve ergenlikten erişkinliğe geçilir.

Ergenliğin ilk bulgularının başlamasından tamamlanmasına kadar geçen süre 2-5 yıl arasındadır.

Ergenlik dönemi hipofiz bezinden salgılanan hormonların etkisiyle başlar ve cinsiyet hormonlarının (kızlarda estrojen, erkeklerde testosteron) düzeyindeki artış sonucu o cinse özgü fiziksel özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar.

Ergenlik döneminde boy uzamasında hızlanma olur ve bu dönemin sonunda epifizler kapanarak büyüme durur.

Ergenlik döneminde büyüme hızı önce artarak yılda 7-9 cm'e kadar çıkar. Daha sonra ise ergenlik döneminin sonlarına doğru kemiklerdeki büyüme plaklarının giderek kapanmasıyla birlikte yeniden yavaşlar ve bir süre sonra tamamen durur.

Böylece erişkin boyuna ulaşılmış olur. Ergenliğin başlamasından tamamlanmasına kadar geçen süreç içinde toplam boy uzaması kızlarda 20-25 erkeklerde 25-30 cm kadardır.

Kızlarda boyca uzama atağı erkeklerden 2 yıl önce başlar ve boyca uzama hızı doruğuna da iki yıl önce erişilir. Ortalama olarak kızlar 14, erkekler 16 yaşında erişkin hayattaki boylarının %96'sına ulaşmışlardır. Ergenlik dönemine normalden önce giren veya ergenliği çok hızlı ilerleyerek çabuk tamamlanan çocukların erişkin boyu beklenenden düşük kalır. Ergenliğe erken giren çocukların boyları o anda yaşıtlarına göre uzun olduğu için genellikle bu problem aile tarafından fark edilmez. Ancak bu çocukların kemik yaşı hızlı ilerlediği için büyüme erken sonlanır ve neticede erişkin boyu kısa kalır.

 

 

Image Hosted by ImageShack.us



1. Genetik faktörler

Hiç kuşku yok ki genetik faktörler kişinin fiziksel büyümesini belirleyen en önemli etmenlerdendir. Irklar arasındaki, örneğin bir İsveçli ile bir Japon arasındaki, boy farkını genetik faktörler belirlemektedir. Büyüme için gerekli koşullar ne kadar iyi sağlanırsa sağlansın bir Japon bir İsveçli;nin boyuna ulaşmamaktadır. Bu örneğe benzer şekilde, aynı ırktaki farklı ailelerde de boylar birbirinden farklı olabilmektedir. Genetik potansiyel farklılığı, bu ailelerdeki boy değişimlerini de önemli ölçüde açıklamaktadır. Bu nedenle çocuğun boy ve büyümesini değerlendirirken genetik (ırksal ve ailesel) potansiyeli göz önüne alınmalıdır. Bu amaçla anne-babanın boylarını göz önüne alan bir formül ile hedef boy hesaplanır ve çocuğun boy eğrisinin hedef boydan ne kadar sapma gösterdiği belirlenir.

Çocuğun doğumdaki boyutu genetik faktörlerden etkilenmekle birlikte doğumdaki boyutlar ve doğumdan sonraki ilk iki yıl içindeki büyüme esas olarak anne ve plasentaya ait faktörlere ve beslenme durumuna bağlıdır. Genetik faktörlerin etkisi daha sonra belirginleşmeye başlar ve genellikle 2 yaşından itibaren çocuğun boyu anne-baba boyu üzerinden hesaplanan hedef boy ile uyumlu olan eğri üzerine yerleşir. Bu nedenle genetik potansiyellerine göre küçük doğan bebekler genellikle doğumdan Doğumdan sonraki dönemde büyümeye etki eden faktörlerDoğumdan sonraki dönemde büyümeye etki eden faktörler18 aya kadar büyüme grafiği üzerinde eğri atlayarak hedef boylarının bulunduğu eğriye yerleşirler. Genetik potansiyellerine göre büyük doğanlar ise sıklıkla 3-6 aydan itibaren eğri üzerinde düşerek 18. ay civarında potansiyellerine uygun yeni eğriye yerleşirler. Bu süreçten sonra bebeğin büyümesini etkileyen faktörlerde (beslenme, hormonal durum, genel vücut sağlığı) bir anormallik yok ise çocuğun büyümesi artık aynı eğri üzerinde istikrarlı bir şekilde devam eder.

Bu hususlar göz önüne alınarak yaşamın ilk iki yılında büyüme eğrisinde iki basamaktan fazla, 2 yaşından sonra ise bir basamaktan fazla düşüşler aksi kanıtlanana kadar patolojik kabul edilir ve buna yol açan nedenlerin doktor tarafından irdelenmesi gerekir.

2. Beslenme

Normal büyüme için ve genetik boy potansiyelinin en iyi şekilde kullanılabilmesi için çocuğun yaşına uygun kalori alması ve dengeli beslenmesi son derece önemlidir. Özellikle büyümenin hızlı olduğu ilk iki yıl içindeki beslenme bozuklukları, kronik kusma, kronik ishal veya yanlış ve yetersiz beslenme, büyümenin geri kalmasına neden olan en önemli faktörlerdendir.

3. Hormonal faktörler

İnsan vücudundaki salgı bezlerinden büyüme ve gelişmeyi ve diğer pek çok yaşamsal işlevleri düzenleyen hormonlar salgılanmaktadır.Büyümeyi düzenleyen hormonların başında beyindeki hipofiz bezinden salgılanan Growth hormon (büyüme hormonu) gelmektedir. Büyüme hormonu ve bunun etkisiyle vücutta üretilen bazı büyüme faktörleri, kemik uçlarında, büyüme plağındaki kıkırdak hücrelerinin bölünmesini ve çoğalmasını sağlayarak normal boy uzamasını temin ederler.

Ayrıca tiroid hormonları gerek hücrelerdeki metabolik faaliyetleri düzenleyerek, gerekse kemik olgunlaşması üzerine etki ederek büyümeyi destekleyen önemli hormonlardır.

Cinsiyet hormonları (kızlarda estrojen, erkeklerde testosteron) ise özellikle ergenlik çağında gözlediğimiz hızlı büyümeyi uyaran temel hormonlardır.

Bütün bu hormonların eksikliğinde de büyümede yavaşlama, durma ve boy kısalığı görülür.

4. Genel sağlık durumu

Normal büyüme için vücuttaki tüm organ sistemlerinin sağlıklı olması şarttır. Çocuklarda görülebilen doğumsal kalp hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları (astım, kistik fibrozis) ve kansızlık (anemi) durumlarında dokulara yeterli oksijen gitmediği için ve vücudun enerji gereksinimi arttığı için büyüme geri kalabilir. Yine kronik böbrek hastalıkları, nörolojik hastalıklarda da gerek yetersiz beslenme gerekse bu hastalıklara ait diğer faktörler nedeniyle büyüme geriliği görülür.Aşırı kusmaya neden olan hastalıklarda veya bağırsaklardan gıdaların emilimini engelleyen hastalıklarda (örneğin Çölyak hastalığı) da yeterli kalori alınamayacağı için büyüme geriliği gelişecektir.

Hastalıkların yanı sıra bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar da uzun süreli ve yüksek dozlarda kullanıldığında yan etki olarak büyümeyi olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle kortizon ve türevleri, kemoterapide kullanılan bazı ilaçlar, dikkat eksikliği tedavisinde kullanılan metilfenidat gibi ilaçlar bunlar arasında sayılabilir.

5. Psikososyal ortam

Normal büyüme için çocuğun psikososyal ortamı da son derece önemlidir. Özellikle anne veya babanın psikolojik rahatsızlıkları var ise veya aile içi ortam, ayrılma ve benzeri süreçler nedeniyle stresli ise, veya çocuk bakım kurumlarında yaşayan çocuklarda büyüme geriliği görüldüğü iyi bilinen bir olgudur. Bu durumun merkezi sinir sistemi ve hipofiz bezi etkileşimi ile ilgili olduğu ve bu çocuklarda büyüme hormonunun yetersiz salgılandığı gösterilmiştir. Bu çocuklar yeterince ilgi ve şefkat alabilecekleri bir ortama yerleştirildiklerinde hem büyümenin hızlandığı hem de büyüme hormonu salgısının düzeldiği gösterilmiştir. .


 

Image Hosted by ImageShack.us


Büyüme bozukluklarının erken saptanması için en iyi yöntem çocuğun boy ve ağırlığının büyüme izlem grafikleri üzerine işaretlenmesidir . Her çocuğun, izleyen doktor veya ailesinde bir büyüme grafiği bulunmalıdır

Boy ölçümü için stadiometre adı verilen ölçüm düzeneği kullanılır. Ölçümün güvenilir olması için standart yönteme dikkat edilerek yapılması gereklidir. Ölçüm ayakkabısız olarak ve varsa saç tokaları çıkartıldıktan sonra yapılır. Ölçüm yapılırken başın arkadaki en çıkıntılı noktası, omuzlar, kalça ve topukların dikey düzlem ile temasta olmasına ve ayakların bitişik olmasına dikkat edilmelidir.

İki yaşa kadar olan çocuklarda ise boy yatarak ölçülür. Yatarak ölçümde de baş tahtası sabit, ayak tahtası hareketli olan özel bir düzenek kullanılır. İki yaşından büyük çocuklarda boy ölçümü hasta ayakta dururken yapılır.

Bebek büyüme eğrilerinde (0-36 ay) boy yatar pozisyonda, çocuk büyüme eğrilerinde (0-17 yaş) ise ayakta ölçülerek hesaplanmıştır.

Yatarak ölçülen boy ayakta ölçülenden 2 cm daha uzun olduğundan ölçüm hangi pozisyonda yapılmış ise ilgili grafik üzerinde değerlendirilir.

Çocukların yaşa göre ortalama boyları ve uzama hızları şu şekildedir:

Yenidoğan : Ortalama 50 cm doğar.

İlk yıl içindeki uzama hızı

İlk 3 ay : 8 cm

İkinci 3 ay : 8 cm

Üçüncü 3 ay : 4 cm

Dördüncü 3 ay : 4 cm

Böylece 1 yaşında: Ortalama 75 cm;e ulaşır.

Daha sonra

1-2 yaş arası : 10-12 cm uzar

2-4 yaş arası : Yılda 7 cm uzar

4 yaşında ortalama doğum boyunun 2 katına ulaşır.

4 yaşından - ergenliğin ilk belirtilerinin başlamasına kadar geçen sürede : Yılda 5-6 cm

Ergenlik dönemi : Yılda 7-12 cm uzar.

Ağırlık

Ağırlık çocuk tamamen soyulduktan sonra elektronik veya standart terazi ile ölçülür. Ölçüm yapılmadan önce mutlaka tartının ayarı kontrol edilmelidir. Tek başına ayakta durabilen çocuklar ayakta, bebekler ve diğer çocuklar bebek tartısı ile ölçülmelidir. Bebeklerin ölçümleri yapılırken bezleri çıkartılmalı veya ölçüm yapıldıktan sonra bez tartılarak ölçülen ağırlıktan çıkartılmalıdır.

Çocukların kilo takibi şu şekildedir:

Yenidoğan ortalama 3200 gr ağırlığındadır.

İlk 10 gün ortalama %5-6 fizyolojik kilo kaybı olur. Bu normaldir ancak 10. günden itibaren kilo alımı yeniden başlamalıdır.

Kilo alımı:

İlk 6 ay : günde 20-30 gr

6-12 ay arası : günde 15-20 gr

1-2 yaş arası : yılda 2-2,5 kg

Bebek 4-5. ayında doğum kilosunun iki katına; 12. ayında ise üç katına ulaşır.

Boy ve ağırlığı çocuğun önceki ölçümleri ile karşılaştırırken ölçümlerin aynı tartı veya boy ölçüm aletinde ve uygun teknik ile aynı kişi tarafından yapılması tercih edilir.

Farklı aletlerde yapılmış ölçümlerin karşılaştırılması bazen hatalı yorumlara yol açabilmektedir. Ayrıca çocuğun büyüme hızlarını değerlendirirken büyümenin değerlendirilmesinde tek ölçümden çok birbirini izleyen ardışık ölçümlerin takibi daha değerlidir. Böylece sadece çocuğun hangi eğri üzerinde yer aldığı değil aynı zamanda hangi hız ile büyüdüğü de saptanmış olur. Hastanın ait olduğu büyüme kanalı eğrisinde büyümesi, yukarı veya aşağıya büyük dalgalanmalar göstermemesi önemlidir.

Çocuğun boy ve ağırlığı ilk yıl içinde her ay, ikinci yıl içinde 3 ayda bir daha sonra ise her 6 ayda bir değerlendirilmelidir. Büyüme değerlendirmesinde amaç, periodik aralıklarla yapılarak normalden sapma gösterenlerin erken dönemde belirlenerek kolay, ekonomik ve başarılı bir şekilde tedavilerinin sağlanmasıdır. Zamanında değerlendirme, hem altta yatabilecek sistemik, hormonal veya beslenme sorunlarının erken tanısı hem de tedavinin başarısı için önemlidir.

 

Image Hosted by ImageShack.us


Baş çevresi

Baş çevresinin büyümesi çocuğun beyin gelişimi hakkında fikir verir. Yaşamın ilk iki yılı beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Doğumda ortalama 35 cm olan baş çevresi ilk yıl içinde ayda ortalama 1 cm artarak bir yaşında 47 cm'ye ulaşır. (Ortalama 12 cm artış). İkinci yıl içinde ise tüm yıl boyunca sadece 2.5 cm civarında bir artış olur. İkinci yılın sonunda artık erişkin baş büyüklüğünün yaklaşık % 85 i kazanılmış olur. Baş çevresi de boy ve ağırlık gibi standart eğriler üzerinden değerlendirilerek çocuğun baş çevresinin yaşa göre büyük, küçük veya normal olduğu söylenir. Beyin gelişimini bozan hastalıklarda veya kafa kemiklerinin erken kapanmasına yol açan hastalıklarda baş çevresi normalden küçüktür. Kafa içinde basınç artışına yol açan durumlarda ise baş çevresi normalden büyüktür.

Bebeklerin başında ön ve arkada henüz kemikleşmemiş küçük alanlar vardır. Bunlara fontanel (bıngıldak) denir. Ön fontanel yaklaşık 2 cm genişlik ve yüksekliktedir. Arka fontanel ise daha küçüktür. Arka fontanel genellikle 6-8 hafta içinde kapanır. Ön fontanel sıklıkla 9- 12 . aylar arasında kemikleşir ve 18. ayda çocukların %90'nında kapalıdır. Bebeğin rutin kontrolleri sırasında fontanelleri de mutlaka kontrol edilmelidir. Fontanellerin çok büyük olması ve geç kapanması hipotiroidi ve raşitizm gibi hastalıklarda görülür.

Vücut oranları

Büyüme ile birlikte vücut oranları da değişim gösterir. Vücut oranlarının değerlendirilmesinde üst/alt segment oranı ve kulaç uzunluğu ile boy arasındaki uzunluk farkı gibi ölçümlerden yararlanılır. Doğumda baş ve gövde büyükken yaş ilerledikçe, özellikle ergenlik döneminde bacaklar daha fazla uzar. Gelişme geriliği olan bir çocukta vücut oranlarının saptanması önem taşır. Bunun için üst ve alt segment uzunlukları ölçülür ve yaşa göre normal olup olmadığı değerlendirilir. Büyüme geriliğine yol açan hastalıkların bazılarında hem bacak hem gövde uzaması aynı derecede etkilenir. Bu çocuklarda boy kısadır ancak vücut oranları bozulmamıştır, yani hem bacak hem de gövdenin uzaması aynı oranda etkilenmiştir (orantılı boy kısalığı).

Bazı hastalıklarda yalnızca bacakların uzaması olumsuz etkilenirken (örnek akondroplazi ve benzeri bazı kemik gelişim bozuklukları) bazı hastalıklarda ise yalnızca gövde büyümesi etkilenir (örnek skolyoz adı verilen omurga eğriliği)

Kulaç uzunluğu da vücut oranlarını değerlendirmede kullanılan diğer bir kriterdir. Doğumda boy uzunluğu, kulaç uzunluğundan daha fazla iken bu oran yaşla giderek azalır ve erişkinde kulaç boydan daha uzun hale gelir.

Dişlerin gelişimi

Dişlerin gelişimi çocuğun genel iskelet ve kemik olgunlaşmasının iyi bir göstergesidir. Dişler çocuklarda normalde alt kesicilerden başlamak üzere 6 ay civarında çıkmaya başlar. Bazen yenidoğanda bir veya iki dişinin olduğu görülebilir. Üç yaşını tamamlamadan önce çocuğun ağzında 20 dişi vardır. Dişlerin çıkması bazen 13 aya kadar gecikebilir. Süt dişleri 6 yaşından sonra dökülmeye başlar ve kalıcı dişler hemen sonra çıkmaya başlarlar. Ancak bazen kalıcı dişlerin çıkması süt dişinin kaybından 4-5 ay sonra olabilir. Kemik gelişimini bozan hastalıklarda dişlerin çıkması da gecikir..

 

Image Hosted by ImageShack.us



Büyüme geriliği tanımı

Sağlıklı çocukların boy ve ağırlıkları geniş bir yelpaze içinde dağılım göstermektedir. Ağırlık ve boy ölçümleri, sağlıklı çocuk gruplarının ölçümlerinden türetilmiş standart büyüme eğrilerine işaretlenerek değerlendirilir. Bu standartlar ülkemiz için de mevcuttur (Neyzi standartları). Bu standartlarda her yaş için o toplumdaki boy ve ağırlık ortalama (% 50) değerleri ve normalin alt ve üst sınırları (% 3 ve % 97) belirlenmiştir.

Boy ve / veya kilo ölçümünün o yaş ve cins için belirlenen büyüme eğrilerinde % 3’ün altında olması durumunda büyüme geriliğinden söz edilir.

Boy kısalığının tanımı için sadece çocuğun boyunun normal büyüme eğrilerinin altına düşmesi değil, normal eğriler içinde bile olsa, büyüme hızının düşük olması ve buna bağlı olarak büyüme grafiği üzerinde aşağıya doğru düşmesi önemlidir.

O halde boy kısalığı tanımını şöyle sıralayabiliriz:

a) Boy ölçümünün yaşa ve cinse göre % 3'ün altında olması

b) Boy yüzdesine bakılmaksızın büyüme hızının düşük olması (ergenlik öncesi dönemde yılda 5 cm'den az büyümesi)

c) Boy normal eğriler içinde olsa bile ailesel hedef boya göre belirlenen eğrinin altında olması

Boyu %3'ün altında olan bir çocukta boy yaşının kaç olduğu belirlenir. Boy yaşı çocuğun boyunun hangi yaşın ortalama boy (%50) değerine uyduğunu gösteren bir kavramdır. Örneğin 10 yaşındaki bir kız çocuğunun boyu 125 cm ise bu çocuğun boyu % 3'ün altındadır yani boy kısalığı vardır ve bu çocuğun boy yaşı 8 yaş ile uyumludur. Çünkü 125 cm büyüme standartlarına göre 8 yaşındaki kız çocuklarının ortalama boyudur.

Vücut ağırlığının değerlendirilmesi de benzer şekilde yapılır. Ağırlık takibi hem kilo alımının yeterli olup olmadığının gösterilmesi hem de obezite (aşırı şişmanlık) tespiti açısından da önemlidir. Boya göre ağırlık olması gerekenin %90'ının altında ise beslenme yetersizliği (malnutrisyon) var demektir.

Eğer çocuğun vücut ağırlığı, ideal ağırlığının %120'sinin veya vücut kitle indeksi yaş ve cinse göre %97'nin üzerinde ise obeziteden sözedilir.

İdeal Ağırlık Yüzdesi = Vücut ağırlığı*100/Boya göre olması gereken ağırlık

formülü ile hesaplanır.

Büyüme geriliği nedenleri

Boy ve/veya ağırlığı normalden sapma gösteren veya standartlara göre % 3 ün altında olan bir çocukta buna yol açabilecek altta yatan nedenlerin irdelenmesi gereklidir. Ayrıca çocuğun boyu, ailevi potansiyelinin gerisinde ise bu çocuklarda da ileri araştırmalara gereksinim vardır. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasının sonuçları 0-5 yaş arası Türk çocuklarının yaklaşık % 20'sinde boy kısalığı olduğunu göstermektedir.

Büyüme geriliğine yol açabilen başlıca durumlar aşağıda özetlenmiştir.

1. Yapısal ve ailevi boy kısalıkları (en sık nedenler arasında yer alırlar)

a) Ailesel boy kısalığı

b) Büyüme ve ergenlikte yapısal gecikme

2. Patolojik boy kısalıkları

a) Orantılı boy kısalıkları

i. Doğum öncesi nedenlerle oluşanlar

ii. Doğum sonrası nedenlerle oluşanlar

Sistemik hastalıklar (kansızlık, böbrek yetmezliği, kalp hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, kistik fibrozis, nörolojik hastalıklar)

Beslenme yetersizliği (kalori, vitamin ve mineral eksiklikleri)

Bağırsak hastalıkları (kronik ishal, kusma, Çölyak vb)

Endokrin ve Hormonal hastalıklar

Hipotiroidi

Büyüme hormonu yetersizliği

Büyüme hormonu direnci

Kortizol fazlalığı (Cushing Sendromu)

Psikososyal büyüme geriliği

Büyümeyi olumsuz etkileyebilen ilaçlar (Steroidler, metilfenidat vb)

b) Orantısız boy kısalıkları

i. Gövde kısalığı ile giden hastalıklar

Omurga büyümesini bozan metabolik kemik hastalıkları

Omurga eğriliği (skolyoz)

ii. Bacak kısalığı ile giden hastalıklar

D vitamini eksikliğine bağlı Raşitizm

Akondroplazi ve benzeri metabolik kemik hastalıkları

 

Image Hosted by ImageShack.us


 


Büyüme Geriliği olan çocukta tanısal yaklaşım hangi aşamaları içermektedir

Büyüme geriliği ile gelen bir çocukta hekim bu geniş ayırıcı tanı listesi içinden doğru tanıya varabilmek için detaylı bir hikaye alır. Bu hikayede gebelik döneminden başlayarak doğum ve doğum sonrası ile ilgili tüm ayrıntılar, anne-baba boyları ve ergenlik yaşları gibi bilgiler önem taşır.

Daha sonra çocuğun ölçümleri ve muayenesi ile hem gelişimsel olarak standartlara göre çocuğun durumu belirlenir hem de büyüme geriliğine yol açabilecek hastalıklara ait muayene bulguları değerlendirilir. Bu ilk değerlendirmenin ışığında bazı laboratuvar tetkiklerine gereksinim duyulabilir. İlk basamak tetkikleri de denilen bu tetkikler genellikle el-bilek grafisi çekilerek çocuğun kemik yaşının saptanması ve tahmini erişkin boyunun hesaplanması ile başlar. Ayrıca muayene bulgularına göre sistemik ve hormonal hastalıkların tanısına yönelik ek tetkikler gerekli olabilir.

Büyüme geriliğinin derecesine bağlı olarak, ilk değerlendirme ve 1. basamak tetkikleri normal olan çocuklarda hekim büyüme hızını saptamak amacıyla çocuğu bir süre sonra (6 ay) tekrar değerlendirir. Takip edilen süre içerisinde çocuğun büyüme hızı yeterli değil ise daha ileri tetkiklere (büyüme hormonu uyarı testleri vb) gereksinim duyulabilir.

Büyüme geriliğinde tedavi olanakları

Her klinik durumda olduğu gibi büyüme geriliğinde de tedavi olanakları büyüme geriliğinin sebebine bağlıdır. Unutulmamalıdır ki, büyüme geriliğinin tek bir sebebi olmadığı gibi her durumda etkin olan tek bir tedavi yöntemi de yoktur. Bu nedenle başarılı bir tedavi için öncelikle büyüme geriliğinin nedeninin doğru saptanması şarttır.

Yapılan değerlendirmeler sonucu büyüme geriliğine yol açacak herhangi bir patolojik neden saptanmayan çocuklarda (yapısal, ailesel büyüme gerilikleri) erişkin boy potansiyelini etkili bir biçimde arttırdığı kanıtlanmış özgün bir tedavi henüz bulunmamaktadır. Bu konu ile ilgili olarak değişik tedavi yöntemleri halen konu ile ilgili bilim adamları tarafından araştırılmaktadır. Ancak ailesel olguların bir kısmında kalıtsal hormon eksiklikleri olabileceği ve anne-babanın da bu nedenle kısa boylu kalmış olabileceği hatırlanmalıdır.

Patolojik nedenli gelişme geriliklerinde ise tedavi altta yatan nedene yönelik olmalıdır. Örneğin çocukta herhangi bir sistemik hastalık (kronik kansızlık vb.) varsa bunun tedavi edilmesi, beslenme problemleri olan bebek ve çocuklarda beslenme durumunun düzeltilmesi ve yeterli kalori alımının sağlanması, varsa vitamin ve mineral eksikliklerinin tamamlanması gereklidir.

Bağırsaklardan gıdaların emilimi ile ilgili problemi olan çocuklarda özel gıdalarla beslenme ve / veya bazı gıdalardan sakınmak gerekebilir.

Hipotiroidi saptanan çocuklarda tiroid hormonunun verilmesi, büyüme hormonu eksikliğinde ise büyüme hormonu tedavisi ile yüzgüldürücü sonuçlar alınmaktadır. Büyüme hormonu tedavisi ayrıca Turner Sendrom'lu çocuklardaki büyüme geriliğinin tedavisinde de etkin bir yöntemdir. Psikososyal büyüme geriliğinde çocuk yeterli ilgi ve şefkat alabildiği bir ortamda bulduğunda büyümesi hızlanmaktadır.

Boy uzaması ve ergenlik başlamasında yapısal gecikmesi olan çocuklarda düşük doz cinsiyet hormonu ile ergenliğin başlatılması olumlu sonuç verebilmektedir.

Ergenlik bulguları zamanından önce başlayan çocuklarda (puberte prekoks) da bu durumun tedavi ile durdurulması bu çocukların boy potansiyelini artırmaktadır.

Ameliyat ile boy uzatma son derece zahmetli ve zor bir girişim olduğundan sadece yapısal kemik hastalıklarına bağlı olan cücelik düzeyindeki kısalıklarda önerilmektedir.

Söz konusu tedaviler bu konuda özel uzmanlık eğitimi almış hekimler tarafından ve yakın takip altında uygulanmalıdır.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 


Ne zaman doktora başvurmalıdır

Anne ve babalar çocuklarının büyümesindeki anormallikleri genellikle hemen fark ederler. Özellikle çocukların pantolon ve etek boylarının 2 yıl aynı kalması veya ayakkabı numarasının değişmemesi gibi bulgular uyarıcı olmalıdır. Ayrıca anaokuluna veya ilkokula başladığında çocuğun boyu yaşıtları ile daha kolay kıyaslanabilir.

Eğer çocuk sınıfındaki en kısa boylu veya en kısalardan biri ise çocuk doktoruna başvurarak büyüme eğrisi üzerindeki konumu saptanabilir. Ayrıca, büyüme geriliğine yol açabilecek risk faktörleri olan (örneğin kronik hastalığı olan çocuklar, büyümeyi baskılayabilecek ilaçlar kullanan çocuklar, düşük doğum ağırlığı ile doğmuş çocuklar, kafa travması, yarık damak, doğumsal anomalisi olan çocuklar, ergenlik bulguları erken başlayan çocuklar vb.) çocuklar da büyüme yönünden değerlendirilmelidir. Önceki bölümlerde belirtilen yıllık uzama hızının altında büyüyen çocuklarda da gerekli araştırmalar yapılmalıdır.

Tedavi ne olursa olsun, yanıt alınabilmesi için, kemikler kapanmadan önce (ergenlik tamamlanmadan önce) yapılmalıdır. Şu konunun altını özellikle çizmek gerekir ki, kızlarda adetlerin başlamasından iki yıl sonra erkeklerde ise testis hacmi 20 ml'ye ulaştıktan iki yıl sonra büyüme tamamlanmıştır ve bundan sonra boy uzatmak hiçbir yöntemle mümkün değildir.

Fiziksel gelişimin yanı sıra bebeğin zihinsel ve motor (hareket) sistemi ile ilgili gelişiminin de özellikle ilk iki yıl içinde yakından izlenmesi gereklidir. Yenidoğan döneminden itibaren yaşlara göre bebeğin bu alanlardaki gelişimi ile ilgili basamakların kazanıldığı ortalama yaşlar aşağıda özetlenmiştir. Bu basamaklarda gecikme olması durumunda da gerekli değerlendirmeler yapılmalıdır.

 

Image Hosted by ImageShack.us


Yenidoğan

Günün büyük bir bölümünü uyumakla geçirir.

Bu dönemde bebeğin hareketleri istemli ve amaca yönelik değildir.

Yeni doğmuş bebeğin çoğu hareketi refleksler tarafından kontrol edilir. Bunlar emme, yutkunma, yakalama refleksleridir. İsteme bağlı, yani bebeğinizin isteyerek yaptığı hareketler, bebeğiniz birkaç haftalık olduktan sonra başlar.

Hareketler bütün vücudu ilgilendirir.

Henüz yüz mimikleri gelişmemiştir.

Görme keskinliği azdır, ancak bebek parlak ve hareketli objeleri takip edebilir.

3 Aylık

Baş ve boyun kontrolü gelişmiştir. (Sırtüstü yatarken kollarından çekilip kaldırıldığında baş geriye düşmez. Yüzüstü konulduğunda başını ve göğsünü yerden kaldırabilir).

Oyuncaklara uzanır ve tutmaya çalışır.

Elleriyle oynar.

Sesin geldiği tarafa dönebilir.

Uyaranlara yanıtı daha bilinçlidir. Annesini tanır ve anneye gülümser.

Karın üstünden sırtüstüne yuvarlanabilir.

6 aylık

Desteksiz oturmaya başlar.

Elindeki nesneleri diğer eline geçirebilir.

Elindeki nesneleri ağzına götürebilir.

Yabancıları tanır.

9 aylık

Emeklemeye başlar.

Mobilyalara tutunarak ayağa kalkar.

Oyuncaklara uzanır ve tutar.

İsmini tanır, adı söylendiğinde bakar.

Ma-ma, ba-ba gibi heceleri söylemeye başlar.

İlk dişi çıkar.

12 aylık

Yürümeye başlar.

Parmakları ile küçük cisimleri tutabilir.

1-2 kelimeyi bilinçli olarak kullanır.

Taklit oyunlarına başlar.

18 aylık

Koşmaya başlar.

5-15 kelimelik bir kelime hazinesi oluşur.

Renkleri tanır.

24 aylık

Merdivenleri önce çıkmayı sonra inmeyi öğrenir.

2-3 kelimelik cümleler kurabilir.

Kaşık kullanmayı becerir.

Küpleri üstüste koyabilir (7 küpe kadar)

 

 

 

***Prof.dr. Abdullah Bereket***

 

**bu yazı nova nordisk türkiye sitesinden alınmıştır.**

1046
0
0
Yorum Yaz