İNFANTİL KOLİK (BEBEKLERDE AĞLAMA NÖBETLERİ) 2

2006-09-05 13:37:00

 

1-İNFANTİL KOLİK(BEBEKLERDE AĞLAMA NÖBETLERİ) NEDİR?

 

Süt çocukluğu döneminin en sık rastlanan rahatsızlığı olan infantil kolik (İK), halen gizemini koruyan, aileyi ve hekimi çoğu zaman sıkıntıya sokabilen, maddi ve manevi birçok kayıplara neden olabilen bir sendromdur.

 

Farklı tanımları olmasına karşın Wessell'in tanımı en çok kabul görendir. Buna göre; gelişimi normal olan, sağlıklı 0-3 aylık bebeklerde görülen, en az üç hafta süreli, haftada üç günden, günde üç saatten fazla ve başka bir nedenle açıklanamayan biçimde huzursuzluk, ajitasyon ve ağlamaların olduğu tabloya infantil kolik( İK )denilmektedir.

 

 Kimi yazarlar, yaşamın ilk üç ayında ailenin yakınmalarına neden olacak düzeyde olan, nedeni açıklanamayan yineleyen ağlamaları pratik olarak İK biçiminde tanımlamaktadır. Değişik yayınlara göre, tüm bebeklerin yaklaşık %10-40'ında görülen bu hastalıkta, ağlama nöbetleri özellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde

olmaktadır.Bebeklerin yalnizca %47'sinde belirtiler üç ay içerisinde kayıp olmaktadır. Yüzde 41'inde altıncı aya kadar, geriye kalan %12'sinde ise 12. aya kadar sürmektedir.

 

2-İNFANTİL KOLİKTE NE GİBİ BELİRTİLER VARDIR?

 

Klinik tablo hafif, orta ya da ağır olabilir.Hafif tipte; bebekte yalnızca akşamları nedensiz bir huzursuzluk söz konusu iken, orta ve ağır formda ise, tamamen sağlıklı bir bebekte genellikle akşama doğru, yüzde kızarma ve

kaşlarını çatma ile başlayan, ardından bacakların karına doğru çekilmesı ve şiddetli ağlama nöbetleri birkaç dakika sürdükten sonra sonlanır. Birkaç dakika sonra aynı nöbet yinelenir. Bu biçimdeki nöbetler yaklaşık 2-3

saat sürer ve bu tablo bağırsak guruldaması,gaz ve gaita çıkarımı ve ardından sakinleşme biçiminde biter. Ağlamayı açıklayabilecek bir neden yoktur. Bu sendrom genellikle yaşamın ikinci haftasında başlar, gittikçe şiddetlenerek 4- 8. haftalarda pik yapar ve yavaş yavaş azalarak üçüncü ayın sonunda kaybolur.

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

3-İNFANTİL KOLİĞİN SEBEBİ NEDİR?

 

İnfantil koliği açıklayabilecek kesin bir neden henüz ortaya konamamıştır. Ancak, nedeni açıklamaya

yönelik bazı teoriler vardır.

 

1. Besin alerjisi ya da intoleransı:

Çoğu anne, yedikleri bazı besinlerin anne sütü alan bebeklerinde koliğe neden olduğuna inanmaktadır. İnek sütü antijeni, anne sütünde bulunabilir. Bu yüzden herhangi bir yolla daha önceden sensitize olmuş bebek (plasenta, anne sütü ya da antijen içeren formül mama ile beslenme yoluyla) antijen içeren anne sütü ile beslendiğinde bağırsakta alerjik reaksiyona neden olarak kolik yapabilir. Bir çalışmada bebeklerin üçte birinde olasılıkla bu etiyolojinin rol oynadığı saptanmıştır. Yine başka bir çalışmada turpgiller (turp, lahana, karnabahar, brokoli), inek sütü, çikolata ve soğan tüketilmesi ile kolik arasında yakın bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca annelerin sigara içmesi ve aşırı kave tüketimi, anne sütü ile beslenen bebeklerde huzursuzluğa neden olabilmektedir.

 

2. Anormal peristaltizm ya da aşırı gaz

Bir çalışmada kolikli bebeklerin ekspire ettikleri hidrojen, açlıkta ve fruktoz içeren besinlerle beslenme sonrasında kolik sorunu olmayan bebeklerden daha fazla bulunmuştur.Ancak laktozsuz beslenme ile ne hidrojen testi ne de bebeğin kolik durumunda bir değişiklik görülmemiştir. Laktoz alımının azaltılmasına

karşın, karbonhidrat malabsorbsiyonu ve kolik sürmektedir. Anne sütü ve inek sütü oligosakkaritler içermektedir. Bu şekerlerin immünolojik işlevleri vardır ve değişmeden bağırsaktan emilmektedirler. Bu durum belki de

aşırı hidrojen çıkarımının kaynağını oluşturmaktadır.

 

3. Aşırı duyarlılık

Bebeklerin nörolojik sistemi henüz gelişmemiştir. Duyu sinirleri bağırsak distansiyonuna daha duyarlıdır ve ağrı

reseptörleri de daha çabuk uyarılmaktadır. Bazı bebeklerde, normal distansiyon hissi, ağrı olarak algılanabilir. Ayrıca, frontal lobları henüz yeterince gelişmediği için, zararlı ve hoşa gitmeyen stimuluslar da ağrı olarak algılanabilir.Bebeklerin rahatsızlıklarını gösterebilecekleri seçenekleri sınırlıdır. Bu yüzden çoğu hoşnutsuz

oldukları durumları ağlayarak gösterirler.

 

4. Ailedeki gerilim ve stres

Hamilelik sırasında çok sık psikososyal stresle karşılaşan, doyumsuz ve doğum sürecinde kötü duygular içerisinde olan annelerin bebeklerinde daha fazla infantil kolik görüldüğü bildirilmiştir.

 

5. İnterreaksiyonel model

Bebekten kaynaklanan duyarlılığın artması, kişilik yapısı gibi içsel (intrinsik) etmenler ile ailedeki anksiyete ve çevresel etmenler gibi dışsal etmenlerin etkileşimi bebekte kolik oluşumuna neden olabilir.

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

4-İNFANTİL KOLİĞİN TEDAVİSİ VARMIDIR?

 

Günümüze kadar farmakolojik ve nonfarmakolojik birçok tedavi biçimi denenmiş,ancak etkili ve aynı zamanda güvenli bir tedavi biçimi henüz bulunamamıştır. Bu amaçla;müzik, çeşitli sesler, titreşim, disiklominhidroklorid, alkol, atropin, skopil, fenobarbital,merperidine, homatropin ve merbentil tedavileri denenmiş, ancak bazılarının etkileri plasebodan farksız bulunmuş, bazılarının da kullanılmasına engel ciddi yan etkiler saptanmıştır. Bu yüzden hiçbiri günümüzde kullanılmamaktadır.

Sukrozun infantlarda generalize analjezik etkinliği nedeni ile İK tedavisinde yararlı olabilir.

Spinal maniplasyon (chiropractic) uzun süredir denenmekte olan bir tedavi biçimi olup yararlı olduğuna ilişkin çelişkili sonuçlar bildirilmektedir.

 

Şimdiye kadarki bilgilerimiz ışığında tedavide aşağıdaki basamakların uygulanması yeterli olacaktır:

 

- Tedavi yaklaşımındaki en önemli basamak, bebeğin fiziksel ve gelişimsel olarak normal olduğunun kanıtlanması ve ailenin buna ikna edilmesidir.

- Aileye normal ağlama süreçleri hakkında bilgi verilmelidir: Doğal olarak tüm bebekler genellikle öğleden sonra ve akşama doğru daha fazla huzursuzdurlar ve ağlamaya eğilimlidirler, ancak ağlama nöbetleri kısa sürelidir ve kolay sakinleştirilebilirler.

- Anne-babanın anksiyetesi ve psikososyal stres durumunun değerlendirilmesi,

- Ailenin bebek bakımı (beslerken ve uyuturken bebeğin başının yüksekte tutulması, vb) hakkında eğitilmesi uygun olur.

 

İlaç tedavisi:

- Disiklomin hidroklorid etkili olan tek ilaçtır. Ancak apne yaptığı için artık kullanılmamaktadır. Bitkisel çaylar (papatya, güvercin otu, meyan kökü, rezene, oğulotunane v.b.) ile yapılan prospektif bir çalışmada, koliği dindirmede bu çayların plasebodan etkili olduğu bulunmuştur. Ancak bu tedavi biçiminin güvenirliliği henüz belli değildir.

- Ağızdan sukroz denenebilir.

- Anne sigara içiyorsa, olanaklı ise bırakmasını, en azından günde 10'un altına indirmesini, bırakmıyorsa, evin dışında ve bebeğini besledikten sonra içmesini öğütlemeliyiz.

- Aşırı kahve tüketen annelere günde üç fincandan az içmesini öğütlenmelidir.

- Kısa bir süre için (bir hafta) anne diyetinden inek sütünün ve ürünlerinin çıkarılması denenebilir.

- Emziren annenin turunçgillerden, soyadan ve baharatlı yiyeceklerden uzaklaştırılması denenebilir.

- Bebek anne sütü almıyorsa hekimin önereceği inek sütü bazlı olmayan ve demir katkısı olmayan formüllerle beslenmeli,

- Altı aydan önce katı gıda ile beslenmemeli,

- Zamanla geçeceği ve plasebonun etkisinin fazla olduğu bilinmeli.

 

Alternatif olarak; bebeğin kucakta ya da beşikte zarar vermeyecek biçimde sallanması, bebek arabası ile dolaştırılması, hafif müzik dinletilmesi, belirli ritmdeki seslerin dinletilmesi (kurutma makinası, vb), bebeğin loş ve sessiz bir ortamda tutulması rahatlamasına neden olabilir. Ilık banyolar (suya 3-4 damla lavantalı

ya da limonlu esansiyel yağ katılarak) ya da karına uygulanan masajlar koliğin giderilmesinde faydalı olabilir.

 

**bu yazı sted dergisinden alınmıştır.**

 

1878
0
0
Yorum Yaz