Kentsel Mekanlarda Çocuk Oyun Alanlarının Yeri ve Önemi

2006-12-12 09:02:00

 

Oyunun çocuk üzerinde yadsınamayacak kadar önemli etkileri olduğu birçok araştırma sonucunda ortaya konulmuştur.Dünya ÇocukYılı nedeniyle 1977 yılında açıklanan Çocuk Oyun Hakları Malta Deklerasyonu’nda oyunun, beslenme, sağlık, barınma ve eğitimin yanısıra, her çocuğun gelişim potansiyeli için yaşamsal önemi olduğu vurgulanmıştır(Heseltine ve Holborn, 1987).

 

Çocuk psikologlarının ve doktorlarının ortak kanısı, dış mekândan yoksun, kapalı alanlarda oyun oynamanın çocuklarınzihinsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilediğidir. Bu nedenle Çocukları ŞiddettenKoruma UlusalBirliği (NSPCC) gibi kuruluşlar yerel yönetimlere çocukların güven içinde oynayabilecekleri, iyi tasarlanmış park alanları oluşturmaları çağrısında bulunmaktadırlar(Simonon, 2000).

 

Çocuk oyun alanları, kent açık-yeşil alan sistemi içerisinde önemli bir yer tutmaktadırlar. Yeşil alan donatımları için kentlerde ve kent çevresinde ayrılan alanlar ülkelere göre değişmektedir.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Örneğin, Amerika’da oyun alanları; çocuk bahçesi-ilkokul birlikteliği ve çocuk bahçesi-park birlikteliği şeklinde ele alınmıştır.Almanya’da oyun ve çocuk bahçeleri için 0.5-2.4 m2/kişi’lik bir değer öngörülmektedir.Avusturalya’da 5000 kişinin yaşadığı bir mahallede oyun alanı olarak 14.000 m2 önerilmiştir.Fransa’da kent içi oyun alanlarında çocuk başına 5 m2’lik alan, serbest oyun alanlarında ise çocuk başına 10 m2’lik alan önerilmiştir. İngiltere’de ise çocuk başına düşen öneri oyun alanı 24.1 m2’dir

 

Ülkemizde ise çocuk oyun alanları, “Çocuk Bahçesi” olarak ele alınmakta, alan ihtiyaçları ise kent plâncılarına göre değişiklik göstermektedir.Apartman tipi yerleşim ünitelerinde çocuk bahçesinin 1000 m2’den az olmaması savunulurken, bazı araştırmacılara göre ise her çocuk için 6.5 m2 ayrılarak, en küçük çocuk bahçesinin 250 m2’den küçük olmaması ve yerleşim alanı büyüdükçe 250-1000 m2’ye kadar genişlemesi

 

önerilmektedir(Uzun, 1993). 2 Eylül 1999 tarih ve 23804 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan imar kanununda 10 m2’kişi’lik öneri yeşil alan değeri dikkate alınarak, kişi başına yaklaşık 2.114 m2 çocuk oyun alanı öngörüldüğü belirlenmiştir.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Çocuk oyun alanları kentte hem yeşil alan sistemine katkıda bulunmakta, hem de çocukların gelişiminde önemli rol oynamaktadırlar. Oyun alanları üzerine yapılan araştırmalardan bazıları aşağıda verilmeye çalışılmıştır.

Cihangiroğlu (1994), çocuk oyun alanlarında ve özellikle bu alanlarda kullanılan oyun aletlerinde dikkate alınması gereken kriterleri belirleyerek, bu konuda önerilere yer vermiştir.

 

Sorkun(1996) yaptığı çalışmada, çocukların oyuna olan gereksinimini vurgulayarak, kent açık-yeşil alan sistemi içinde çocuk oyun alanlarının önemini belirterek, İstanbul’unAnadolu yakasındaki çocuk oyun alanlarını incelemiştir.Araştırma sonucunda, gözlem yapılan çocuk oyun alanlarında çocukların gelişim dönemlerine uygun oyun aletleri ve yaş gruplarına yönelik mekânların bulunmadığı saptanmış, çocuk oyun alanlarının kent ve mahalle üniteleri içerisindeki dağılımlarının yeterli ve dengeli olmadığı belirlenmiştir.

 

Mott ve ark. (1996)’nın yapmış oldukları araştırmada Cardiff’te yer alan çeşitli çocuk oyun alanlarının; zemin kaplamalarının güvenliği, içerdiği oyun elemanlarının nitelik ve yükseklikleri incelenmiştir.Sonuç olarak oyun alanları için en güvenli zemin kaplamalarının sentetik materyal ve ağaç kabuğu olduğu, bu materyallerin bütün kentlerde kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

 

Iowa State Üniversitesi ÇocukGelişimi Laboratuvarı’nda yer alan oyun alanlarında yapılan bir araştırmada, peyzaj plânlama ve tasarım ilkelerine dayanılarak yapılan, bitkisel materyallerle ve peyzaj elemanları ile desteklenmiş oyun alanlarının çocuk gelişiminde (sosyal, duygusal, kavrama-öğrenme) mevcut oyun alanlarına göre daha etkili olduğu ortaya konulmuştur(Herrington ve Studtmann, 1998).

Benedyk ve Minister(1998)’ın yapmış olduğu araştırmada, davranışla ilgili güvenlik(The BehaviouralSafety-BeSafe) metodunun çocuk oyun elemanları ile ilgili kısmını kullanarak, çocuk oyun alanlarında yer alacak güvenli oyun ekipmanları tespit edilmiştir.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Kiper(1999)’in yaptığı çalışmada; çocuğun gelişimi ve mekânla kuracağı ilişki dikkate alınarak, okul öncesi ve okul çağındaki çocukların ev girişinden, çocuk oyun alanlarına kadar uzanan oyun yerlerinin tanımı yapılmış, mevcut ve gelişen konut bölgelerinde oyun alanlarının etkin kullanımını sağlayacak tasarım kriterleri üzerinde durulmuştur.

Barbour(1999)’un yaptığı çalışmada; dış mekânda farklı oyun üniteleri içeren alanlarda oyun oynamanın, 8 öğrencinin(ikinci sınıf öğrencileri) oyun anındaki davranışlarındaki ve yaşıtları ile iletişimlerindeki etkisi ile oyun alanlarının bu çocukları fiziksel ve sosyal yönden nasıl etkilediği ele alınmıştır.Çocuklarla ilgili gözlemler ve görüşmeler, tasarımları çok farklı olan iki oyun alanında gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak oyun alanları tasarımlarının; çocukların oyunlarda yaşıtlarını yönetmekte kullandıkları yöntemleri kolaylaştırmak ya da zorlaştırmak yönünde etkili olduğu belirlenmiştir.Yine oyun alanlarının, çocukların fiziksel ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunduğu da ortaya konulmuştur.

 

Robitaille ve ark. (2000)’nın yapmış olduğu araştırmada, Montreal Adası’nda 205 kent parkı içerisinden seçilen park alanlarında, zemin kaplamaları (materyali, materyalin sıkışma durumu) ve oyun elemanlarının yükseklik değerleri belirlenerek, Kanada’da geçerli olan standartlar(zeminin absorbsiyon yeteneği ile ilgili standartlar) ile karşılaştırılmıştır.Araştırma sonucunda, bu alanlardaki zemin kaplama materyallerinin% 59’unun kullanışsız olduğu, zeminin absorbsiyon (çarpma etkisini azaltma) yeteneğinin oyun elemanlarının yükseklikleri ile ters orantılı olduğu ortaya konulmuştur.

 

Günümüzde fiziksel plânlamalarda doğal oyun mekânlarının çocuklar için ne kadar önemli olduğu çoğunlukla göz ardı edilmektedir.Çocuklar için oyun mekânı olarak doğal bir mekânın, küçük bir ormanın seçildiği çalışmada, bu mekânların çocukların geleneksel oyun mekânlarındaki eksikliklerini gidermedeki rolü araştırılmıştır. Sonuç olarak doğal peyzaj alanlarının, çocukların ihtiyaçlarına cevap veren oyun mekânları olduğu ortaya çıkmıştır.Eğimli alanlar, geniş çim alanlar ve bitkiler içeren oyun mekânlarının çocukların vücut(motor) gelişiminde etkili olduğu vurgulanmıştır (Fjortoft ve Sageie, 2000).

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Okullarda yer alan çocuk oyun alanları, ders aralarında çocuklara ders günü süresince fiziksel ve zihinsel yönden dinamik olabilmeleri için potansiyel fırsatlar sunarlar.Bu konu ile ilgili olarak yapılan çalışmada yöntem olarak çocukların aktivite taraması için gerekli araçlar geliştirilerek, bunlar Avusturalya’nın kırsal kesiminde yer alan 18 okulda (5-12 yaş grubu öğrencilerin okulları) çocukların hareketli fiziksel aktivitelerini geliştirme ve hareketli fiziksel aktivite oranlarını saptamak için kullanılmıştır. 200 öğrenci kapasiteli bir okulda oyun alanlarının, erkeklerin % 51.4’ünün, kızların ise % 41.6’sının hareketli fiziksel aktivitelerini geliştirdiği saptanmıştır.Yine erkeklerin %14.7’sinin, kızların ise %9.4’ünün oyun alanlarında hareketli fiziksel aktivitede bulunduğu belirlenmiştir(Zask ve ark., 2001).

 

Çocuk oyun kazaları, genellikle yaralanma ile sonuçlanan bazen de çocukları ölüme götüren önemli kazalardır.Bu konu ile ilgili olarak yapılan araştırmada, öğrencilere kısa dönemli bir eğitim programı uygulanarak ve ödüllendirme yöntemi kullanılarak, çocukların kaydırak kayarken oluşturduğu yoğunluğun azaltılması ve oyun alanlarında kaydıraklardan kaynaklanan, kazaya neden olabilecek riskli davranışlar konusunda bilgi verilmiştir. Bu çalışmada genel olarak, oyun alanlarındaki yaralanmalar için koruyucu güvenlik eğitimi içeren bir programın, kaydıraklarda kaza riski taşıyan davranışların azaltılmasında etkili olduğu belirlenmiştir(Heck ve ark., 2001).

 

Almanya’nın Böblingen bölgesinde 50 çocuk bahçesinde yapılan, çocukların karşılaştığı kazalar, bu kazaların sebepleri ve risk grupları konulu anket çalışmasında, çocukluk dönemi kazalarının karakteristikleri, çocukların sosyo-demografik yapılarına göre analiz edilmiştir.Anketlere göre düşük gelirli ailelerin çocuklarının, yüksek gelirli ailelerin çocuklarına göre daha az kazaya uğradıkları belirlenmiştir.Aynı çalışmaya göre, erkek çocukların kız çocuklarına oranla daha çok kaza geçirdikleri tespit edilmiştir(Kersting-Dürrwachter ve Mielck, 2001)

 

 

 

*** bu yazı milli eğitim dergisinden alınmıştır.***

982
0
0
Yorum Yaz