OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE HAREKET GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ

2006-10-14 08:35:00

 

0-6 Yaş Çocuklarında Hareket Gelişimi

Gelişimin göstergesi davranıştır. Çocuğun hangi yönde ve nasıl geliştiği davranışlarına bakılarak anlaşılır. Çocuk değişik alanlarda (fiziksel, zihinsel, sosyal, dil, motor alanlarında) farklı hızda gelişiyor gibi görünse de beliren davranış ve yetenekler arasında belirli bir ilişki vardır. Örneğin 0-2 yaş döneminde davranışlar düşüncenin sembolü olarak belirirler ve bu dönemdeki çocuğun motor davranışları zihinsel gelişimi hakkında önemli bilgiler verir.

Hareket gelişimi (motor gelişim) fizikî büyüme ve merkezî sinir sisteminin gelişmesine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır. Çocuğun hareket gelişimi refleksler ile başlayan ve üst düzeyde koordine motor becerilerle sonuçlanan bir süreci takip eder.

Motor gelişim, fiziksel büyüme ve merkezî sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı olarak hareketlilik kazanmasıdır. Bir başka deyişle, özünde hareket olan becerilerin kazanılmasını içeren ve doğum öncesi dönemde başlayıp ömür boyu devam eden bir süreçtir.

Bebekler bedenlerinin çeşitli bölümlerini hareket ettirmeyi sağlayan genel bir yetenekle ve refleks olarak adlandırılan  davranışsal tepkilerle dünyaya gelirler. Refleksler ve sonraki istemli davranışlar arasında doğrudan bir bağlantı olduğu kesin olarak söylenememekle birlikte dolaylı bir bağ olduğu söylenebilir. Doğum öncesi dönemden 1 yaşına kadar gözlenebilen refleks hareketler; ilkel refleksler ve duruşa ilişkin refleksler olmak üzere iki grupta sınıflandırılmıştır.

Emme, arama, yakalama, sarılma refleksleri ilkel (birincil) refleks hareketleridir. Bu reflekslerin beslenme ve korunma  amaçlı işlevleri vardır.

Adımlama, emekleme, çekme, yüzme, boynu ve bedeni çevirme refleksleri de duruşa ilişkin refleksler olup, daha sonraki istemli davranışlara görünüş açısından benzese de tümüyle istem dışı hareketlerdir.

0-2 yaşlar arasında görülen ilkel hareketler, istemli hareketlerin  ilk şeklidir. İlkel hareketler olgunlaşmaya bağlıdır ve hareketlerin ortaya çıkışları bir sıra izlemektedir. Ancak kalıtım ve çevresel etmenler bireysel farklılıkları ortaya çıkarmaktadır.

İlkel hareketler yaşam için gerekli olan istemli hareketlerin temelini oluşturur. Bu tür hareketler; baş, boyun ve gövde kaslarının kontrolü, uzanma, bırakma, yakalama gibi temel hareketler küçük kas becerilerini, sürünme, emekleme, yürüme gibi temel hareketler ise büyük kas becerilerini kapsar.

Çocukta, iki yaşından sonra temel hareket becerileri kaba bir şekilde ortaya çıkar ve kendi bedenlerinin hareket yeteneklerini anlamak ve bunları denemek için çaba gösterirler. Daha uyumlu ve kontrollü olurlar, mekanik yönden etkili, uyumlu ve kontrollü bir hareket repertuvarına sahip olurlar. İlk beş yılda çocuklar hareketlerin büyük kaslarla ilgili kontrolünü kazanırlar.

İki yaşından sonra temel hareketler kaba bir şekilde ortaya çıkar. Yaşamın ilk iki yılında çocuğun kazandığı hareketler, ileride kazanılacak hareketlerin temelini oluşturur. İlk zamanlar çocuk tüm dikkatini hareketlere verir. Daha sonra çocuk beceriyi tam anlamı ile kazandıktan sonra dikkatini hareketinden çevreye yöneltir ve hareketi bir amaç olarak değil, araç olarak kullanmaya başlar.

Beşinci yıldan sonra ise kavrama, fırlatma, yakalama, yazma ve alet kullanma gibi küçük kas hareketlerinin koordinasyonu önem kazanır.

Yaşamın ikinci ve yedinci yıllarında kazanılan bu temel beceriler ; koşma, atlama, sıçrama, sekme, atma, yakalama, fırlatma, ayakla topa vurma gibi hareketlerdir.

Temel hareket becerilerinin yaş ile birlikte doğal olarak geliştiği ve çevrenin bunu çok az etkilediği savunulmaktadır. Fakat bu durumun tek etken olmadığı çocuklara verilen fırsatların ve temel eğitimin becerilerin gelişmesinde önemli bir rol oynadığı da vurgulanmaktadır.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Motor Gelişim Alanları

Çocuğun günlük aktivitelerindeki hareket modelleri iki büyük kategoride toplanır.

1- Küçük kas hareketleri (obje kullanma)

Manipülatif beceri olarak tanımlanan eli ve ayağı kullanma becerilerini ve nesne kontrol becerilerini kapsar. Merkezden dışa gelişim ilkesine göre, küçük kas hareketlerinin gelişimi büyük kas hareketlerinin gelişimini izlemektedir.

2- Büyük kas hareketleri (bedeni kullanma)

a) Lokomotor Hareketler; yürüme, koşma gibi yer değiştirmeyi gerektiren hareketler.

b) Lokomotor Olmayan Hareketler; yer değiştirmeden yapılan dönme, eğilme, salınım gibi hareketler.

c) Denge; bir yerde belirli bir pozisyonu sürdürme hareketleri.

Okul Öncesi Dönemde Hareketin Önemi

Çocuk durmadan hareket eden, tümüyle etkin bir varlıktır. Özellikle yürümeye başladıktan sonra  sürekli hareket hâlindedir. Çocuk, organlarını çalıştırmak, iskelet yapısını kuvvetlendirmek, ciğerlerini geliştirmek, kanını harekete geçirmek ve sinir-kas bağlantılarını kuvvetlendirmek için harekete muhtaçtır. Bu hareketlilik çocuğun hem fazla enerjisinin harcanmasını, hem de bol bol besin ve oksijen alarak büyümesini sağlar. Görüldüğü gibi çocuğun gelişmesi için vücut organlarını çalıştırması son derece önemlidir.

Hareket, sadece benliğin bir görüntüsü değil aynı zamanda bilincin gelişmesinde de kaçınılmaz bir etkendir. Benliği dış gerçekle açık seçik ilişkiye koyan şey, hareketten başka nedir ki?

Çocuk hareket ederek büyüdüğü için, beden hareketi ona alacağı besin kadar gereklidir. Bu bakımdan onun koşmasına, tırmanmasına, zıplamasına, atlamasına uygun bir ortam hazırlamak ve bunları yapabilmesi için çocuğa izin vermek zorunlu görünmektedir. Gerek evde gerekse okulda çocuğu zorla hareketsiz bırakmak ailenin ve okulun yaptığı en büyük hatalardan biridir. Oysa biyolojik bir anlam taşıyan hareket, doğal bir istektir.

Demek ki hareket ya da bedensel faaliyet, dışarıdan alınan izlenimlere bağlı zihinsel gelişimde önemli bir etkendir.

Çocuğun ilk öğrendiği hareket biçimlerinden birisi el-göz koordinasyonudur. Burada eller ve gözlerin paralel çalışması önemlidir. Eller ve gözler arasındaki bu hareket müşterekliği çok karmaşıktır, mükemmelleşmesi güçtür ve zaman ister. Bu beceri çocuğun becerebildiği en güç işlerden birisidir. İnsan beyninin gelişmesi, ellerin hareketlerdeki dengesi ile bağlantılıdır. Bunun başlangıcı da ilk çocukluk dönemine rastlar. Psikologlar, beynin gelişmesinin büyük oranda ellerin gelişimine bağlı olduğunu kabul etmektedir.

Eğitimciler el göz hareketleri, konuşma ve yazma sistemi arasındaki ilişkiyi önemli bulurlar. Hareketler insanın davranışlarının gelişmelerine yol açmış el kol koordinasyonu ile alet kullanma davranışlarındaki araştırmaya yönelik olgulara yol açmıştır. Dolayısıyla tüm bilinçli davranışların temeli kaslarının gelişmesi ve kontrolü sonucu ortaya çıkar.

Hareketin, insan gelişimindeki önemini tartışmaya bile gerek olmadığını düşünen Montessori, hazırladığı eğitim programında çocukların serbestçe hareket edebilmelerine  büyük önem vermiş, kullandığı materyallerde de çocuğun hareket becerisini geliştirmesine ilişkin çeşitli egzersizlere yer vermiştir. Onun için önemli olan çocuğun doğal olarak yaptığı hareketleridir. Sonuçta tüm öğrenmelerin bir duyu-hareket temeli olduğu kabul edilir.

Okul öncesi çağı çocuklarının en belirgin özelliklerinden biri hareketli olmaları ise; çocukların bu hareket ihtiyacını karşılayacak en uygun etkinliklerden biri de beden eğitimi çalışmalarıdır. Bu çalışmalar çocuğun kas koordinasyonunun, dayanıklılığının, kuvvet ve esnekliğinin geliştirilmesinde büyük önem taşır. Bunun yanı sıra bu çalışmalar sırasında çocuk daha sağlıklı daha mutlu bir birey olur. Çocuğun kendi kendine birşeyler yaptığını farketmesi onun daha güvenli ve bağımsız olmasını sağlar.

Montessori’ye göre, çocuğun çevresi ile olan etkileşimi, onun fiziksel ve zihinsel birliğini ortaya çıkarır. Ona göre hareket, çocuğun diğer etkinliklerinden ayrı bir şey değildir. Bu nedenle eğitim programlarında çocuğun hareket edebilmesini sağlayıcı etkinlikler önemli bir yer tutar.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Okul Öncesi Dönemde Hareket Eğitimi

Hareket eğitimi, belli hareketlerin öğretilmesi olarak algılanmamalı, çocuğun stresten uzaklaştırılması ve ruhsal dengesinin sağlanması için araç olarak kullanılmalıdır. Hareket eğitimi denince hareketin keşfedilmesi ve üretilmesi anlaşılmalıdır. Çocuğun problem çözme yeteneğinin geliştirilmesi ve kendini ifade etmesi için yeni keşifler yapmasına, yaratıcı çözümler üretmesine yardımcı olmak için de hareket eğitiminden yararlanılabilir. Hareket eğitimin diğer bir amacı da dayanıklılık, esneklik, çeviklik, kuvvet, sürat, denge, beceri ve koordinasyon gibi fiziksel uygunlukları geliştirmektir

Okul öncesi dönemde beden eğitimi çalışmalarına sistemli bir şekilde yer verildiği takdirde, çocukların sadece hareket gelişimine değil, sosyal, duygusal, zihinsel gelişimlerine de katkılar olacaktır. Hareket eğitimi (beden eğitimi) çalışmalarının planlanmasında ve uygulamalarında çocukların yaşları, gelişimsel özellikeri ve bireysel farklılıklarının  bilinmesi çok önemli bir unsurdur.

3-4 yaş çocuklarının koordinasyon özellikleri tam olarak gelişmediğinden zorlayıcı etkinliklerden kaçınmalı, çalışmalarda belirli zaman dilimlerinde yüklenme ve dinlenmeleri dengeli olarak ayarlanmalıdır. Bu yaş grubu çocukların hareketleri birbiri ile uyum göstermediğinden eşli egzersizlerden çok bireysel etkinliklere ağırlık verilmelidir. Koşma, sıçrama, sürünme, emekleme, fırlatma, atma gibi aktiviteler oyunlaştırılarak eğlenceli çalışmalar hâlinde sunulabilir.

4-5 yaş çocuklarının hareket becerilerini öğrenmeleri daha hızlı ve uyumludur. Bireysel çalışmaların yanında eşli çalışmalara da yer verilmelidir. Oyun ağırlıklı olarak temel beceriler kazandırılabilir ve çeşitli egzersizler yaptırılabilir.

5-6 yaş çocukları iki ya da daha fazla hareketi birleştirme becerisine sahip olurlar. Koordinasyon becerileri de diğer yaş gruplarına göre oldukça gelişmiştir. Karmaşık hareket becerilerini yapabilecekleri  gibi takım oyunları ve yarışmalar da ilgilerini çekecektir.

Çocuğa okul öncesi dönemde verilecek olan sistemli ve programlı  bir hareket eğitimi, ona sağlıkla ilgili alışkanlıkları, düzenli olmayı, iradesini kullanmayı ve iş birliği kazandıracaktır. Daha sonraki yaşamında spor yapma alışkanlığının temelleri bu eğitimle atılmış olacaktır. Kas kuvveti, dayanıklılık, esneklik ve çeviklik gibi temel beceri unsurları okul öncesi dönemdeki eğitimle gelişecektir.

 Çocukların okul öncesinden başlayarak, sportif aktivitelere yönlendirilmesi bencilce hareket etme huylarının değişmesine, kendi aralarındaki sosyal uyumu bozmadan rekabet edebilme yeteneğini kazanmasına ve mücadele duygusunun aşılanmasına etki edecektir.

Çocuklar, fiziksel aktivitelere ve okul öncesinde önemli bir yeri olan hareketli oyunlara katılarak; iş birliğini, yardımlaşmayı, hoşgörüyü, paylaşmayı, arkadaşlarına ve oyunun  kurallarına saygılı olmayı ve duygularını kontrol etmeyi öğrenir. Çocuk bu aktiviteler sırasında vücudunu ve yeteneklerini tanır, kendini ifade etme fırsatını bulur. Yaratıcılık ve problem çözme gibi yeteneklerini geliştirir. Bunun sonunda fiziksel aktiviteler, hareketli oyunlar sonucu elde edilen başarı, çocuğun kendini yeterli hissetmesine, dolayısıyla olumlu bir benlik tasarımı geliştirmesine de katkıda bulunur. Çocuklar kendilerini hareket içerisinde denerler, düşündüklerini oyun şeklinde veya oyun içerisinde sergilerler.

Çocuklar, içinde bulundukları sosyal çevrede çok çeşitli uyarıcıların etkisinde kalırlar. Çocuğun gelişimi, fizyolojik olarak kendi sahip olduğu kapasiteyle şekillenmeye hazırken, dışarıdan aldığı uyarıcılar onun gelişimini olumlu ya da olumsuz yönde etkiler.

Okul öncesi çocuğu, içinde bitmek tükenmek bilmez bir enerji ile çevresiyle etkileşim hâlindedir. Kararlarında bazen çok ısrarlı, bazen çok değişkendir; kendine güven ile güvensizlik arasında gidip gelen bağımsızlık ve bağımlılık boyutlarında ilişkilerini düzenler. En popüler uğraşı oyun aktiviteleri, en güvendiği kişi ise oyun arkadaşlarıdır.

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

Hareketin Gelişim Alanlarına Etkisi

Hareket ve Bilişsel Gelişim

Çocuklar doğa koşullarıyla içiçe oynarken çevredeki olay nesnelerin adlarını öğrenmek, tanımlarını yapmak, birbiriyle bağlantılı kavramları gözleyerek ve deneyerek öğrenir. Okul öncesi çocuklarına sağlanan açık hava oyun sahası gerçek ve canlı bir laboratuvar yerine geçer.

Hareket ve Sosyal-Duygusal Gelişim

Başkalarıyla uyum ve eşgüdüm sağlama: Kısıtlı ve dar bir alandan bahçeye ve yakın çevreye açıldığı zaman, çocuğun dolaşma olanakları çoğalır, çevresi genişler, yaşıtlarıyla ve yetişkinlerle iletişimi artar.

Toplumun kurallarını öğrenme ve benimseme: Bedensel etkinliklerde yer, oyuncak gibi somut şeylerin paylaşılmasına ek olarak, duyguları düşünceleri, paylaşma, dayanışma içinde çalışma ve oynama alışkanlıkları da edinir, sırayla girme, sıra bekleme, başkalarının haklarına saygı gösterme v.b

Çocukların duygularını ifade etme, bunalımlarını dışa yöneltme ve sıkıntılarından kurtulmalarına olanak sağlama: Fazla enerjisini yönlendirme ve boşaltma (harcama) çocuk açısından kesinlikle önemli gereksinimlerdir. Açık hava etkinliklerinde biraz daha esnek olmalı, çocuklar daha az kısıtlanmalı, daha yalın kurallar uygulanmalıdır. Çocuk bahçede daha özgür olabilmeli, isterse tek başına, isterse grup hâlinde oynayabilmelidir.

Hareket ve Yaratıcılık

Çocuk her an yaratıcıdır. Tüm gelişim alanlarının kaynaştığı en etkin oyun türü dramatik, temsilî oyunlardır. Bu oyunlarda çocuklar yalnız başına ya da grup olarak, hayal dünyalarının uyardığı bilişsel ve yaratıcı güçlerini ortaya koyarlar. Çocuk, çevresine ve başkalarına zarar vermediği sürece istediği gibi oynamakta özgür bırakılmalıdır

 

 

Saime ÇAĞLAK SARI
Öğr. Gör.; Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi
İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Anabilim Dalı
İSTANBUL

 

 

***bu yazı  Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi'nden alınmıştır.***

889
0
0
Yorum Yaz